10 Ocak 2014 Cuma


İş; herhangi bir konuda faaliyet içerisinde bulunmak, çalışmak demektir.İş denilince akla ilk gelen anlamı bir uğraşımızın olmasıdır.Bir meslek sahibi olmasak da bir işimiz olabilir.İş için birden fazla kişinin olması gerekir.Ürettiğimiz şeyi, hizmet verdiğimiz bir alanı, üzerinde çalıştığımız bir konuyu yada materyali birileri için yaparız.İnsan, tarihi boyunca çalışan bir varlık olmuştur.Yaşayabilmek için çalışmanın gerekliliğine inanmış ve insanlık tarihi boyunca da sürekli çaba göstermiştir.Modern insanın iş hayatı ve çalışma dünyası daha karmaşık ve daha stres faktörleri ile dolu hale gelmiştir.

STRES: Günümüz toplumunun en önemli rahatsızlıklarından biridir. Kelime anlamı gerginlik olan bu durum kendini; sürekli vücut ağrıları, baş ağrısı, yorgunluk halsizlik aşırı sinirlilik gibi belirtilerle ortaya çıkarmaktadır.

DEPRESYON: Her yaşta görülebilen bir hastalıktır. Toplumun her kesiminde görülebilir. Psikiyatrik hastalıklar arasında en sık rastlanan bir tablodur.Yaşam boyunca her 100 erkekten 10’unun her 100 kadından da 20’sinin Depresyon geçirdiği araştırmalarla saptanmıştır.


Depresyondaki bir insanda en dikkati çeken özellikler şunlardır:
Elem,keder,karamsarlık,umutsuzluk duyguları ile; daha önceden zevk aldığı,ilgi duyduğu nesnelere ,uğraşılara  ilgi duymaması ve hiçbir şeyden zevk alamama halidir.

 Her insanın hayatının belirli bir döneminde kendisini çaresiz, üzgün, umutsuz yada sürekli yorgun hissettiği anlar olabilir.Bir ilişkinin bitimi (eş kaybı yada boşanma gibi), yakın bir dostun kaybı, fiziksel bir sağlık sorunu yada işten çıkarılma gibi nedenlerle ortaya çıkabilen bu olumsuz yaşantılar genellikle bir süre sonra yerini mutluluğa bırakır; en azından kişi normal yaşamına geri döner. Ancak bazen, yaşanan bu olumsuz duygu, durum çok daha uzun süre devam eder (örneğin en az 6 ay), etkisi gittikçe artar, kişi günlük olağan aktivitelerini bile sürdüremez hale gelir ve genel olarak yaşamının her alanına bir mutsuzluk, çaresizlik yada çözümsüzlük duyguları hakim olur. Bu noktada kişinin belirgin bir depresif dönem yaşadığı söylenebilir.
Günümüzün önemlice bir kısmının yaşadığı iş ortamındaki gerginlik, en önemli stres kaynaklarından biridir.İş yeri arkadaşlıklarında yaşanılan problemler, yönetici-personel ilişkilerinde ki sorunlar, ekonomik kaygının getirmiş olduğu katlanılması gereken zorunlu kurallar…Bunların hepsi yada herhangi biri iş depresyonuna neden olabilir.

Kişi bir iş ararken; uygun bir yer bulabilir miyim endişesi ile stres yaşayabilir.Yaşanılan stres uzun süre devam ederse, yani kişi iş bulmada zorlanırsa kaygı ve depresyon sorunları yaşayabilir.İlk evrede idealindeki işi bulmaya çalışır.Eğer idealindeki işi bulamazsa daha sonra ki evrede sadece ekonomik beklentilerine cevap verecek bir iş onun için yeterli olabilir.

İnsanlarla mutlu beraberlik isteği  iş arayan bireyin iş yerindeki öncelikli beklentisi olduğunda karşılık bulamadığı her ilişki onun için iş yerinin mutsuz bir mekan, iş yeri açısından da verimlilik düşüşüne neden olur.Günümüz insanının iş yaşamı konusunda ne istediğinin belirlenmesi çok önemli hale gelmiştir:

İdealimdeki iş mi ? ,  Ekonomik ihtiyacımın giderilmesi mi? , İyi arkadaşlıkların kurulduğu iş yeri ilişkileri mi? , ‘ Beni yöneticilerim ve iş arkadaşlarım çok sevsin’ ihtiyacı mı ?....bu soruların çalışan insan tarafından cevaplandırılıp, iş yeri beklentilerinin de bu cevaplara göre düzenlenmesi gerekir.

Yukarıda saydıklarımız kişinin bireysel beklentileridir.Bir de sosyal beklentiler vardır.Bunlar ise toplumun bizden bekledikleridir. Okulun ne zaman bitiyor? Ne kadar zaman  oldu  daha iş bulamadın mı? Bence sen daha iyi işlere layıksın, iş yerinde her zaman yöneticilerle aranı iyi tut, iş yerinde sürekli sevilen sen ol, vazgeçilmez olmalısın….

Birey bu beklentilere karşılık vermek için çaba gösterirse asıl amacı olan iş bulma ve işi sürdürme davranışından sapmış olur.Özellikle sevilme ve kabul görme ihtiyacı varolduğunda eğer karşılık bulunamıyorsa kişi  ‘çalışma’ amacından uzaklaşıp ‘sevilme’ amacı için çaba gösterir.

-         Bana işyerinde çok değer veriyorlar ama para vermiyorlar … sizce amacından sapmış bir beklenti değil mi?

Sanayileşmenin getirmiş olduğu mücadele duygusu iş yeri çatışmalarına ve sürekli ekonomik kaygıya neden olmaktadır.Yaşanılan tüm problemler; ekonomik kaygı, iş yeri ilişki problemleri, yönetici-personel çatışması ve sosyal beklentiler biz modern insanı İŞ DEPRESYONU yaşamaya sürüklemiştir.
Tabi iş depresyonunu 3’e ayırabiliriz;
1- İş bulamama depresyonu,
2- İşyeri depresyonu,
3- İş kaybetme korkusu  depresyonu…

Beklentilerimizi koşullarımıza göre düzenlemek, asıl ihtiyacımız olanı belirlemek ve sağlıklı ilişkiler kurmak bizleri az da olsa psikolojik problemlerden uzaklaştıracaktır.